AHISKA TÜRKLERİ

Yunus ZEYREK

 

Coğrafya: Ahıska, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Gürcistan sınırları içinde yer alan ve Ardahan ilimizle sınır teşkil eden bir bölgenin merkezidir. Burası Türkiye sınırına 15 km mesafededir. Şehir, karayoluyla Tiflis, Batum ve Türkiye’ye bağlıdır. Ayrıca Tiflis’ten gelen demiryolu hattı, Ahıska’dan geçerek Türkiye sınırındaki Vale kasabasına uzanır. Bakü-Tiflis-Ceyhan enerji hatları da buradan geçer. Ahıska’nın Abastuban, Adigön, Aspinza, Ahılkelek, Azgur ve Hırtız gibi önemli kaza ve kasabaları vardır. Bir zamanlar bu bölgede iki yüzden fazla köyde Müslüman Türk ahali yaşamaktaydı.

Tarih: Bölgenin Türklük tarihi çok eskilere gitmektedir. Gürcü kaynakları, milattan önceki asırlarda, İskender çağında bu bölgede Kıpçak Türklerinin yaşadığını bildirmektedir. İlhanlı Devleti zamanında, 1268 yılında Kıpçak Atabek sülâlesi, Posof-Ahıska sınırındaki Cak Kalesi’nde mahallî bir hükûmet kurmuştur. Kars, Ardahan, Kağızman, Artvin, Tortum, İspir, Ardanuç, Şavşat, Yusufeli ve Oltu gibi yerler bu hükûmetin sınırları içindeydi. Bugün de Ahıska Türkleri, bu yörelerin halkıyla aynı kültürü paylaşmaktadır.

Bölge, Safevî Devleti nüfuzundayken 1578 yılında Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. 250 sene Çıldır Eyaleti’nin merkezi olan Ahıska şehri ve çevresi, 1828 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında savaş tazminatı yerine Rusya’ya bırakılmıştır. Ahıska halkı bu fecî savaşta büyük kahramanlıklar göstermiştir. Fakat Osmanlı’nın zayıf ordusu halka gereken desteği verememiş, kaleyi teslim etmiştir. Gerek çarlık devrinde ve gerekse Sovyet zamanında Ahıskalılar büyük baskı ve zulümlere maruz kalmışlardır. Bu esaret yıllarında millî kimlik ve kültürleri silinmeye çalışılmış, birçok halk öncüsü ve aydını, çeşitli usullerle yok edilmiştir. Rus ve Gürcü siyaseti, bölgenin nüfus yapısını değiştirmeye çalışsa da Ahıska Türkleri birçok zorluklara rağmen vatanlarına sahip çıkmışlardır.

Sürgün: İkinci Dünya Savaşı başlayınca 1939 yılında 17-50 yaşa arasındaki erkekler askere alınarak Alman cephesine gönderilmiştir. Cepheye giden 40 bin kişinin yarısına yakını hayatını kaybetmiş veya sakat dönmüştür. O zamanlar her ikisi de Gürcü olan Sovyetler Birliği’nin diktatörü Stalin ve İçişleri Bakanı Beriya, Kars ve Ardahan’ı da alarak Gürcistan’a katmayı plânlamışlardı. Fakat sınır bölgesinde yaşayan Ahıska halkını önlerinde bir engel olarak görmekteydiler. Bu sebeple bölgenin Müslüman Türk ahalisini yok etmek amacıyla 15 Kasım 1944 tarihinde topyekûn sürgüne gönderdiler. Hayvan vagonlarıyla günlerce süren bu ölüm yolculuğunda da binlerce insan hayatını kaybetti. Gittikleri Kazakistan, Krgızistan ve Özbekistan’da yokluk, kıtlık ve hastalık yüzünden birçok kişi öldü. 12 sene sıkıyönetim rejimi altında yaşayan Ahıska Türkleri, Stalin’in ölümünden sonra bu rejimden kurtuldular fakat vatanlarına dönmelerine müsaade edilmedi. 1989 baharında Özbekistan’da Fergana Vadisi’nde yaşanan faciada birçok can ve mal kaybı oldu. SSCB’nin dağılma dönemine tesadüf eden bu hadiseyle Ahıska Türkleri de dağıldı; Azerbaycan, Ukrayna, Rusya ve ABD’ye gitmek zorunda kaldılar. Vatana dönüş mücadeleleri maalesef başarılı olmadı.  Gürcistan, bu konuda Avrupa Konseyi’ne verdiği taahhütlerini yerine getirmemektedir.

Son dönem: Ahıska Türkleri Türkiye’de: Fergana faciasıyla varlıklarını öğrenen Türkiye 1992 yılında Ahıska Türklerinin Kabulü ve İskânına Dair Kanun’u çıkardı. Daha sonraki yıllarda da devam eden serbest göçlerle 30 bin civarında Ahıskalı gelip Türk vatandaşı oldu. Bunlar çoklukla Bursa, İzmit, İstanbul, İzmir, Denizli ve Antalya’da yaşamaktadırlar. Son yıllarda ikamet izni ve vatandaşlık işleri iyice zorlaştı. Bilhassa temini imkânsız bir yığın belge istenmesi ve çalışma yasağı, işimizi daha da zorlaştırmaktadır. Önceleri iki yıl ikametten sonra vatandaşlığa müracaat edilirken, şimdi beş yıl hatta yedi yıl beklenmektedir. Halkımız, üç milyondan fazla Suriyeliye gösterilen ilginin kendilerine de gösterilmesini istiyor. Yıllardır çalışma yasağına katlanarak vatandaşlık bekleyen 20 binden fazla hemşehrimiz bulunmaktadır. Bu çilelerin sona ermesi için Hükûmetimizin, söz konusu kanunu işletmesini ve Ahıska Türkleri meselesini kökünden halletmesini diliyoruz.