DATÜB GENEL BAŞKANI KASSANOV FAHRİ DOKTOR OLDU İstanbul’da Beykent Üniversitesi tarafından; II. Dünya Savaşı’ndan sonra öz vatanlarından koparılıp dünyanın dört bir yanına sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin vatanlarına dönebilmeleri için hiç yılmadan çalışan, Kazakistan’ın ekonomik ve sosyal alanda gelişmesi ve güçlenmesi için pek çok yabancı yatırımcının ve sermayenin ülkesine girişine öncülük eden, yaşayan en büyük Türk kültür elçilerinden biri kabul edilen, Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in haklı övgülerine mazhar olan, “ Kurmet”, “Altın Kartal”, “Çölevek Sonsa-Güneş İnsanı”, “Dostık II. Derece” ödüllerinin sahibi DATÜB (Dünya Ahıska Türkleri Birliği)

Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlo Kassanov’a sürgünün 69. Yıldönümünde Beykent Üniversitesi tarafından Fahri Doktora ödülü verildi. Ahıska Türklerinin vatanlarından sürülüşünün 69. Yıldönümüne tekamül eden, 14 Kasım 2013 Perşembe günü saat: 13:30’da Beykent Üniversitesi’nin Ayazağa-Maslak Yerleşkesi Konferans Salonu’nda yapılan toplantıda Fahri doktorası Rektör tarafından verildi. Toplantıya Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. M. Emin Karahan, Rektör yardımcıları, Üniversite öğretim görevlileri ve öğrencileri yanı sıra DATÜB Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov, Genel Başkan vekili Prof. Dr. İlyas Doğan, Genel Başkan yardımcıları Sadyr Eibov, Burhan Özkoşar Türkiye’de faaliyetlerini yürüten Ahıska Dernekleri başkanları ve Kazakistan’dan gelen Ahıskalı misafirlerin yanı sıra bir çok davetli katıldı. DATÜB Genel Başkanı Dr. Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov Fahri Doktoıra töreninde yaptığı konuşmasında “Şu anda son derece derin duygular içindeyim. 1944’te bizi sürgün edenler kaybolup gideceğimizi düşündüler. Ama, biz dilimize, dinimize ve Türklüğümüze sahip çıktık. Hiçbir zaman Türk ve Müslüman olduğumuzu unutmadık. Sürgün edenlerin umduğunun aksine biz şimdi Japonya’dan Amerika’ya birçok ülkede daha güçlü bir şekilde var olmaya devam ediyoruz. Bulunduğumuz ülkelerde iyi bir vatandaş olmaya çalışıyoruz. Beykent Üniversitesinin bana, hem de sürgün yıldönümünde verdiği doktorluk ünvanını ben bütün Ahıska Türklerine verilmiş kabul ediyorum. Bu unvanı sürgünde hayatını kaybeden büyüklerimizin, analarımızın, bacılarımızın hatırasına şerefle kabul ediyorum. Bu unvan aslında pek çok manaya gelmektedir. Bu programı anavatanımız büyük Türkiye’nin Ahıska Türklerinin her zaman yanında olduğu mesajı olarak kabul ediyorum. Değerli konuklar sinevizyonda da gördünüz. Aslında bizim sizden bir farkımız yok. Ama insanımız sürgün sonrası büyük haksızlıklara uğradı. Gürcistan’daki vatanımıza dönmek isteyenler hala engellenmektedir. Siz akademisyenlerden, yazarlardan, gazetecilerden öğrencilerden ve bütün kardeşlerimizden halkımızın mağduriyetinin düzelmesi için destek bekliyoruz. Bilimsel yayınlarınızda destek bekliyoruz. Bütün insanlıktan halkımız adına destek bekliyoruz. Biz her zaman iyilikle haklarımızı almaya çalıştık. Bütün Anadolu Türklerinin desteğini yanımızda görmek istiyoruz. Sizlere buraya kadar zahmet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Artık ben de bir Beykentliyim. Bana bu ünvanı veren Üniversitenin değerli Senato üyelerine ve bütün herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca bizim milli davamızda her zaman destek olan Türksoy’a, Türksoy Genel Sekreteri Sayın Düsenbay Kasseinov’un şahsında Teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmasının sonunda salonda uzun süre alkış aldı. AHISKALILARIN BİTMEYEN ÇİLESİ “VATAN” 1944 yılında 14 Kasımı 15 Kasıma bağlayan gecede ansızın Ahıska ve köyleri Sovyet askerlerince basılıp birkaç saat içinde köy meydanlarında topladıkları halkı daha sonra tren istasyonuna taşıdılar. İkinci dünya savaşına kadar askere dahi alınmayan Ahıska Türkleri 40 bin gencini askere göndermiş savaşta Sovyetler Birliği (SSCB) için Nazi Almanya’sına karşı çarpışırken geride kalan yaşlı ve kadınları Ahıska’ya getirilecek tren için demiryolu inşaatında çalıştırdılar. Ahıska’ya gelen ilk trenle de bu insanlar asırlardır yaşadıkları ata yurtlarından koparılarak bir gece içinde hayvanların taşındığı vagonlara doldurarak top yekûn Orta Asya steplerine sürülmek üzere yola çıkarıldılar. Sovyet resmi makamlarının verdiği rakamlara göre 86 bin Ahıska Türkünü (40 bin civarında da askerde olan gençlerle birlikte) toplamda 126 bin kişi sürgüne uğramıştır. Oysa bölgenin demografik yapısı incelendiğinde gerçek sayı 200 bine kadar çıkmaktadır. Bir buçuk ay süren yolculuk esnasında soğuktan, açlıktan ve çeşitli hastalıklardan ölenlerin sayısı yine resmi istatistiklere göre 17 bin kişidir. Orta Asya Ülkelerinde Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürülen Ahıska Türkleri 1957 yılına kadar adeta kamp hayatı yaşatılmış bir köyden diğer köye gitme yasağı getirilmiş, ağır koşullarda yaşam mücadelesi vermişlerdir. Her an vatana döneceğiz umuduyla yaşayan Ahıska Türkleri SSCB rejiminde inanılmaz baskılar altında yine vatana dönme mücadelesi vermişlerdir. 1966 yılından başlayan örgütlü mücadele günümüze kadar taşınarak halen devam etmektedir. 1989 yılında Özbekistan’ın Fergana vadisinde kıskançlıktan dolayı meydana gelen olumsuzlukları değerlendiren istihbarat örgüt mensupları iki kardeş halkı bir birine düşürdü. Özbeklerin saldırılarıyla çıkan çatışmalarda ve önceden işaretlenen Ahıskalının evlerinin yakılması sonucunda yüzlerce kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Bu bahane ile 120 bin civarında Ahıska Türkü Özbekistan’dan zorunlu göç ettirilerek ikinci büyük sürgün gerçekleşmiş oldu. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Ahıska Türkleri de dünyanın birçok ülkesine dağıldı. Günümüzde Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, KKTC ve Amerika olmak üzere 10 ayrı ülkede örgütlenerek vatana dönme mücadelesi vermektedir. Sürgüne uğramış ve günümüzde halen yaklaşık 550 bin civarındaki Ahıska Türkü sürgünden sonra tam 69 yıldır vatana dönüş mücadelesi vermektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here