DATÜB AHISKA KALESİ’NDE

DATÜB AHISKA KALESİ’NDE Her yıl olduğu gibi be sene de Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) yetkilileri Ahıska’ya giderek bir dizi incelemelerde bulundular. Ahıska’da yaşayan Ahıskalıları ziyaret ederek iftar yemeğinde bir araya gelen DATÜB Yöneticileri ecdadımızın yadigarı olan Ahıska Kalesi’ni de ziyaret ettiler. DATÜB Genel Başkan Vekili Prof. Dr. İlyas Doğan ile Genel Başkan Yardımcısı ve Avrupa Temsilcisi Burhan Özkoşar Ahıska’ya giderek önce 1966 yılından beri bireysel mücadele vererek mutlu sona ulaşan ve vatanda huzur içinde yaşayan Molla Yusuf namıyla tanınan Yusuf Behsatoğlu’nu Abastuban’da evinde ziyaret etti.DATÜB Yöneticileri Prof. Dr. İlyas Doğan ve Gazeteci-Yazar Burhan Özkoşar Ahıska Kalesine çıkarak ecdat yadigarı kaleyi gezdiler. Kalenin muhtelif yerlerinden Ahıska’yı kuş bakışı izleme fırsatı bulurken Atabeklerden kalan Ahmediye camisini de ziyaret ettiler.Avrupa Birliği fonlarıyla restore edilen Ahıska kalesinin son halinin muhteşem olduğunu gözlemleyen DATÜB yetkilileri Ahmediye Camisine yeteri kadar önem gösterilmediği hatta dışarıdan bakıldığında mimarinin Camiden çok kiliseye benzetmeye çalışıldığını ifade ettiler.Caminin iç süslemelerinin söküldüğü sadece iskeletinin kaldığını gören DATÜB Yöneticileri bu caminin içinin de aslına uygun onarılması gerektiğini düşünerek ilgili merciler nezdinde girişimlerde bulunulacağını ifade ettiler. AHISKA KALESİ:Evliya Çelebî Seyahatnamesi’nde Ahıska Kalesini şöyle anlatıyor: Ahıska Kal’asının Eşkali: Buradan (Kutayıs’tan) kalkarak mahsûl-dâr yerler içre giderek Ahıska’ya vardık. Buranın adı Ahısha ise de bu lafzı, dört çevresinde bulunan akvam kendi lehçelerince söylerler. Meselâ: Ahaska, Aherkaska, Aksaka… Fakat Defterhane-i Padişahî’de “Çıldır Eyaletine Mutasarrıf Filân Paşa” deyü tahrîr olunur. Kal’anın ilk bânisi Nûşirevân’dır. Nûşirevân, her sene bu Ahıska’da altı ay yaylak faslı ederdi. Sonra nicelerin eline geçmiştir. Şerefnâme Tarihinin yazdığı üzre, Emevîlerden Hişam bin Abdülmelik, Şam’dan derya misal askeriyle gelerek Halep, Ayıntap, Mar’aş, Malatya, Diyarbekir, Erzurum ve sair kal’ayı fethetmiş. Sonra Gürcistan’a gidüp Ahıska Kal’asını da fetheylemişdir. Tiflis’in sair Gürcistan, Dağıstan (Gence, Şirvan, Derbent) şehirlerini itaate koyduktan sonra Hişam, payitahtı olan Şam’a avdet etmişdir.Sonra Azerbaycan hükümdarlarından Karakoyunlu Kara Yusuf, buraları zapteylemiş. Temür’ün zuhurundan ise Kara Yusuf dayanamayup Âl-i Osman’dan Yıldırım Bayezid Han’a sığınmışdır. Sonra bu kal’a Sultan Uzun Hasan’a kalmışdır. Bundan sonra Devlet-i Azerbaycan Şeyh Safî evlâdından, Şâh-ı İran-zemîn Şâh İsmail eline girdi. Bu Ahıska’yı yaylak edinerek cemi Gürcistan kavmini kendüye muti ve münkad eyledi. O asırda Selim Han-ı Evvel Trabzon hâkimi idi. Padişah oldukda ibtida Şâh İsmail üzerine derya misal askerle yürümesi, Çıldır sahrasındaki cenkde yüzbin Acem askerini tîğden geçürmesi, Şâh İsmail’in hod-serâne Sivas’a kadar tecavüzâtının semeresiydi.
Eyalet-i Çıldır onüç sancakdır. Mal ve Timar Defterdarları, defter ve çavuşlar eminleri, çavuşlar kethüdası, çavuşlar kâtibi var. Sancakları: Oltu, Hıtız, Ardanıç, Cecerek, Ardahan, Poshov, Macahel, Acara, Penek, Pertekrek, Livana, Nısfı-Livana, Şavşad sancakları, yurtluk ve ocaklık olup mülkiyet üzere tasarruf olunur. (s. 321-2)
Yalçın bir peşte üzerinde sengîn abâd bir kal’a-i ferah-abâddır. İki kapusu vardır. Derûn-i kal’ada binyüz kadar bağsız, bağçesiz, toprak ile mestûr evleri vardır. Bir kapusu şarka açılır. Diğeri garba açılır. Yigirmi sekiz mihrâbdır. Yukaru kal’ada Sultan Selim-i Evvel Câmii, kâr-ı kadîm bir mâbed olup toprak ve ciz ile mesturdur. Zaten bu şehirde kurşunlu imaret yokdur. Bu câmi-i latifin minaresi münhedîm olmuşdur. Künbedoğlu Câmii, hâk ile mestûr, minaresiz bir câmidir. Aşağı kal’ada Halilağa Câmii, kâr-ı kadîm, cemaat-i kesîreye mâlik, müferrîh ve dil-küşâ bir câmidir.  Ahali-i vilâyet ehl-i sünnet ve’l-cemaa, mümin ve muvahhid kişiler olmağla evkat-ı hamseden başka, her câmide Kur’an ve sair ulûm tilâvet olunur. Mahsus Dârü’t-tedrîsi, Dârü’l-hadîsi, Dârü’l-kurrâsı yokdur. Lâkin tâlib-i ilmi çokdur. Kal’adan dışarı varoşu dahi gayet mâmur ve âbâdandır.  Deli Mehmed Hanı, Ekmekçi İsaağaoğlu Hanı, meşhur hanlarıdır. Müşebbek bostanları, vâfir, hayrat ve berekâtı mütekâsirdir. Âb-ı rakîki Ude dağlarından beri gelüp bu mezralarını reyyân ederek Azğur Kal’asına gider. Bu kal’adan taşra varoşa handak üzeri cisr ile ubur olunur. Taşra varoşunun dört çevresinde sûru yokdur. Bu varoşda üçyüz mıkdarı dükkânça vardır. Bedestanı yokdur. Âb ü havası biraz şiddet üzere olduğundan ten-dürüst, şecî, namdâr halkı vardır. Hususen vali-i vilâyet Vezîr Sefer Paşa, bir dilâver-i hüner-ver, merd-i meydan olduğu gibi kethudası Derviş Ağa dahi sahib-i kerem er kişi idi. (s. 323-4)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here