Bugün 23 Temmuz 2012. 20 yıl önce bugünlerde Türkiye gündeminde Ahıska Türkleri vardı. Bu gündemi oluşturan o küçük mücadeleci grubun baş mimarı ise hiç şüphesiz ki “Mecitoğlu İbrahim”di. Aslında geçen yıllar boyunca nedense hiç kimsenin değinmediği bir şahsiyet. Sahi kimdi bu “Mecitoğlu İbrahim”? Aradan geçen onca yıla rağmen neden hakkında bir portre yazılmadı? Neden bu “Deli İbrahim”in yaptıkları halka aktarılmadı, anlatılmadı?

 

1980’lerin sonları. Özbekistan doğumlu İbrahim rahat durmuyor yerinde. Dönemin istihbarat birimi KGB bu işten hoşnutsuz. Avukat kimliği ile her yerde Türkiye’den ve Türkler’den bahsediyor. Ahıska Türkleri’nin vatanı Türkiye’dir diyor. İş böyle olunca ilk uyarı gecikmiyor İbrahim’e. Eee ne yapıyor bizim İbrahim? Hiç durur mu? Daha da ateşleniyor. Moskova’dan Taşken’te, Bakü’den Ankara’ya ziyaretler başlıyor. Defalarca tehdit edilmesine rağmen hatta birkaç kez suikast diyebileceğimiz saldırıya maruz kalmasına rağmen çalışmalarına ara vermiyor. Ne ailesini düşünüyor ne akrabalarını. Adı üstünde “Deli İbrahim”.

Yıl 1989. Moskova’da sahneye çıkıyor. Türk Büyükelçiliğinde elinde Türk Bayrağı ile tutturmuş yine bir türkü; “Turgut Özal ile görüşeceğim.” Kimisi gülüp geçse de kimisi aldırış etmese de hedefine ulaşıyor. Dönemin Cumhurbaşkanı ile görüşme sağlıyor. Ahıska Türkleri ilk kez Türkiye’de Devleti Yönetenlerin ilgi alanına giriyor. Büyükelçilerin Ahıskalılara kayıtsızlığı Cumhurbaşkanı ile görüşme sonrası “Deli İbrahim” tarafından aşılıyor.

 

Ve büyük mücadele başlıyor. 1989-1992 yılları arasında yüzlerce müracaat, onlarca görüşme. Bizim “Deli İbrahim” Türkiye’ye geliyor. Dönemin Devlet Bakanı Recep Ercüment Konukman ile görüşüyor. İnatçılığı ve fikirleri Bakan Konukman tarafından olumlu karşılanıyor. Ardından belli bir süre sonra dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile görüşüyor. Görüşmeler bizim “Deli İbrahim”e yeni bir unvan kazandırıyor. “Deli İbrahim” oluyor “Mecitoğlu İbrahim”. Yeni ünvanla birlikte tabi düşmanlarda artıyor. Sovyetler tarafından vatana ihanetle yargılanamayan “Deli İbrahim” Ahıskalı bazı kesimlerce “milli davaya ihanetle” suçlanıyor. Suçlayanlardan biride herkesin yakından tanıdığı namı değer Yusuf Mellim. Eee adam öğretmen bizim deliden daha akıllı olduğu kesin. Adam oturmuş masaya çizmiş bir resim. Önüne gelen kabul ediyor o resmi Ahıska Bayrağı diye. Senin ne haddine çıkıp bunun aksini söylemen İbrahim! Sonra olur adın “Deli İbrahim”.

 

Zaman geçiyor. Türkiye’de seçim ve yıl 1993. 150 Ahıskalı aile için Türkiye kapıları açılıyor. Muhtelif bölgelerden getirilen Ahıskalı aileler Iğdır’a yerleştiriliyor. Mecitoğlu İbrahim bir anda İbrahim Bey oluyor. Kontenjan azlığı nedeniyle bazı aileler tek aile olarak kaydoluyor. Yani 180 aile 150 aile diye gözüküyor. İbrahim Bey ünvanına terfi ettirilen Deli İbrahim bu meseleyi yukarı ile görüşerek çözüyor.

 

Sonra yine yıllar geçiyor. Türkiye’ye geçen her yıl daha fazla Ahıskalı kendi imkanları ile göç ediyor. Dernekler kuruluyor, rantlar sağlanıyor. Başkanlarca bizim deliye yeni ünvanlar ekleniyor. Kalleş İbrahim, Hain İbrahim… Peki halk ne diyor? Halkın bazı kesimi ise olaylardan habersiz. Özellikle Bursa’da yaşayan bir çok insan bizim deliye “Bizi Türkiye’ye Getiren Adam” diyor. Bu halk hep böyle zaten.

 

Peki şimdi ne olacak? İşte orası karışık. Adam deli ne yapacağı belli olmaz. Türkiye’ye göç sürecini anlatan bir kitap yazdığını duymuştum. Şayet bu kitap piyasaya çıkarsa olur Zırdeli İbrahim!

 

Deli İbrahim kendi gibi üç deli evlat yetiştirdi. Bugün o üç evlattan birisi en az babası kadar deli olan Orhan Gazigil. Evet yanlış duymadınız. Bugün Devletin önemli bir yerinde bulunan ve Ahıska Masasından sorumlu olan, vatanı için hizmet eden Orhan Gazigil.

 

Yazıyı kimin deli kimin akıllı olduğunu anladığınız dileğiyle değer verdiğim bir ismin, Mircevat Ahıskalı’nın satırları ile bitiriyorum. Mircevat Hocamın, Gurbetten İniltiler – 3 Karış Karış Fergana isimli kitabının 394. Sayfasında geçen bir konuşma;

 

– Anlatamadım galiba, ben Türkiye’ye taşınacağım, yani tamamen orada yaşamaya gidiyorum kısmetse.

– Delirdin mi sen, yoksa sende o İbrahim’in dediklerine mi katıldın?

– Evet, katıldım çünkü haklı buldum adamı.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here