Ahıska’nın Osmanlı Fethi

Osmanlı padişahı III. Murad Çağı’nda, Dağıstan, Gürcistan ve Şirvan’ın fethine karar verildi. 1 Ocak 1578′de Şeyhülislâmın fetvasını alan Serdar Lala Mustafa Paşa, Safevîler üzerine sefere çıktı.

5 Ağustos 1578′de Ardahan kalesi güneyindeki ovada konan Serdar Lala Mustafa Paşa, buradan yolu üzerindeki beylere ve hakimlere birer mektup göndererek Osmanlı ordusuna bağlılık bildirmelerini istedi. Bununla ilgili olarak eski bir kaynakta  şu ifadeler vardır:

“Altunkala nâm hisâra bir Hatun (Kıpçak Atabekleri Melikesi Dedis İmedi) zabt u tasarruf ederdi. Yarar yiğit oğulları varidi. Ol vilâyetlerin Küffârlarını, anlar zapt ederlerdi. Küffâr-ı hâkisârın Beylerine Serdâr Mustafa Paşa, Kal’a-i Ardahan’dan kalkmazdan mukaddem bir âdem gönderüp, demişler idi ki, sen ki Altunkala sâhibi olan Manuçahr’sın. Sana ma’lûm ola ki, ben ki Rûm Pâdişâhı’nın bir ednâ Vezîriyim. Üşde yüz elli bin İslâm ‘askeriyle üzerüne geldim. Eger gelüp, Dîn-i İslâm Pâdişâhı’nın çerisine istikbâl edüp, mütâba’at ve mürâca’at edersen, biz dahi, senin hâline münâsib ve şânına mülâyim ri’âyet edelim. Eger ‘inâd ve muhâlefet edüp, serkeşlik edersen, üş üzerine varurum. Ve Ellerüni, Vilâyetlerüni yıkup, yakup, harâb ederim. Ve ‘Asker-i İslâm, üzerüne varup, bir mıkdâr emek ve zahmet harc edüp, nâ-çâr olduğın vakit, havfa gelüp mütâba’at edersen, kat’â özrün ve bahânen makbûlüm degildir. Hemân seni sene gerek ise, ta’cîl gelüp, Dîn-i İslâm’a tâbi’ olasın. Ve Elüni ve Vilâyetlerüni bize teslîm edesin, deyü (haber)gönderildi.”

Ordu Ardahan’dan hareket ederken, Ardahan Sancak Beyi Abdurrahman ile Bayburt Alaybeyi Bekir Beyler, kendi askerleriyle Ulgar dağını aşıp Posof merkezi Mere ve Ahıska yolundaki Vale kalelerini teslim aldılar. Ertesi günü (9 Ağustos 1578) Ahıska, Tümük, Hırtız, Çıldır ve Ahılkelek kaleleri de fethedildi.

Ordu, Tiflis istikametinde yürürken, Safevî Tokmak Han, büyük bir kuvvetle birlikte gelip, Çıldır Gölü kuzeybatısında Osmanlı ordusunu pusuda bekledi. İki ordu arasında yapılan savaşta, Safevî ordusu büyük kayıplar vererek geri çekildi. Tarihe Çıldır Meydan Muharebesi adıyla geçen bu savaş, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

Zaferin ertesi günü (10 Ağustos 1578), beş altı bin askeriyle Atabek Manuçahr Bey, Serdar’ın otağına törenle gelerek itaatini arz ve Altunkala’nın anahtarlarını teslim etti. Müslümanlığı kabul ederek II. Atabekli Mustafa Paşa adını aldı. Önce Sancakbeyi sonra da Çıldır/Ahıska Beylerbeyi oldu. Çevredeki 32 kale de Osmanlı ülkesine katıldı. Manuçahr’ın Yusuf Paşa adını alan kardeşi Greguvar/Gorgor’a da Oltu Sancakbeyliği verildi.

Hammer, bu tarihî olayı anlatırken, “Manuçahr, itaatnâme göndererek hükûmetinin kabul edilmesini diledi. Bununla ilgili taahhütnâme istedi. Lala Mustafa Paşa, onun isteklerinin bir kısmını kabul etti. Kendisine Azgur’u, kardeşi Greguvar’a Oltu sancağını ve annesiyle diğer kardeşine de timar ve köyler verdi.” demektedir.

Böylece Altunkala Atabekliği topraklarının fethi tamamlanarak tahririne başlandı. 1578 güzünde merkezi Ahıska şehri olan ve adını Lala Paşanın zafer yerinden alan Çıldır Eyaleti kuruldu. Kür ırmağı başlarında ve Çoruh boyundaki eski Atabek Yurdu bölgeleri de buraya bağlandı.

Zaman zaman Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevî nüfuzu altında kalan Ahıska Atabeklerinin toprakları, Lala Mustafa Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşanın Kafkasya Seferi sırasında, Safevîlerden alınarak Osmanlı ülkesine katıldı (1578). Ahıska şehri, yeni kurulan Çıldır Eyaleti’nin başkenti oldu.

Bütün Türk boyları gibi bu bölgenin Türk ahalisi de, Osmanlı fethini müteakip gönüllü Müslüman oldu. Bu tarihî gerçeği kabul etmeyen bazı Gürcü kalemleri, her fırsatta “zorla İslâmlaştırma”dan bahsederler. Bunlardan birisinin kullandığı ifadeler şöyledir: “17. yüzyılda Muhammed’in dininin zorla kabul ettirilmesinin yanı sıra, bölgeye yoğun bir şekilde Türkler ve diğer milletler zorla ya da isteyerek yerleştirilmiştir. 19. yüzyılda Rus imparatorluğunun sınırlarına ve ilgi alanına giren bu topraklara, Türkler tarafından Erzurum’dan acımasızca göç ettirilen Ermeniler, Cavakheti yaylasına yerleştirildiler.”

İslâm dininin zorla kabul ettirilmesi iddiası, tarihî gerçeklere uymayan bir iftiradır.

Evliya Çelebî Seyahatnamesi’nde Ahıska Kal’ası

Evsaf-ı Kal’a-i Kadîm-i Azğur: Şerefname Tarihi’nin kavlince Gürcistan’da ilk bina olunan kal’a budur. Büyük İskender’in binasıdır. Azim, çar köşe hârâsının vaziyeti İskender binası olduğunu gösterir. Murabbau’l-şekl köhne bir kal’adır. Gürcistan toprağında Ahıska hududunda niyâbetdir. Kıbleye nâzır bir kapusu var. Ağası hâkimdir. İkiyüz kadar askeri var. Câmii, han ve hamamı, kırk-elli kadar dükkânı var. Dilîri, bağ ve bağçesi çokdur (s. 319)

Ahıska Kal’asının Eşkali: Buradan (Kutayıs’tan) kalkarak mahsûl-dâr yerler içre giderek Ahıska’ya vardık. Buranın adı Ahısha ise de bu lafzı, dört çevresinde bulunan akvam kendi lehçelerince söylerler. Meselâ: Ahaska, Aherkaska, Aksaka… Fakat Defterhane-i Padişahî’de “Çıldır Eyaletine Mutasarrıf Filân Paşa” deyü tahrîr olunur. Kal’anın ilk bânisi Nûşirevân’dır. Nûşirevân, her sene bu Ahıska’da altı ay yaylak faslı ederdi. Sonra nicelerin eline geçmiştir. Şerefnâme Tarihinin yazdığı üzre, Emevîlerden Hişam bin Abdülmelik, Şam’dan derya misal askeriyle gelerek Halep, Ayıntap, Mar’aş, Malatya, Diyarbekir, Erzurum ve sair kal’ayı fethetmiş. Sonra Gürcistan’a gidüp Ahıska Kal’asını da fetheylemişdir. Tiflis’in sair Gürcistan, Dağıstan (Gence, Şirvan, Derbent) şehirlerini itaate koyduktan sonra Hişam, payitahtı olan Şam’a avdet etmişdir.

Sonra Azerbaycan hükümdarlarından Karakoyunlu Kara Yusuf, buraları zapteylemiş. Temür’ün zuhurundan ise Kara Yusuf dayanamayup Âl-i Osman’dan Yıldırım Bayezid Han’a sığınmışdır. Sonra bu kal’a Sultan Uzun Hasan’a kalmışdır. Bundan sonra Devlet-i Azerbaycan Şeyh Safî evlâdından, Şâh-ı İran-zemîn Şâh İsmail eline girdi. Bu Ahıska’yı yaylak edinerek cemi Gürcistan kavmini kendüye muti ve münkad eyledi. O asırda Selim Han-ı Evvel Trabzon hâkimi idi. Padişah oldukda ibtida Şâh İsmail üzerine derya misal askerle yürümesi, Çıldır sahrasındaki cenkde yüzbin Acem askerini tîğden geçürmesi, Şâh İsmail’in hod-serâne Sivas’a kadar tecavüzâtının semeresiydi.

Eyalet-i Çıldır onüç sancakdır. Mal ve Timar Defterdarları, defter ve çavuşlar eminleri, çavuşlar kethüdası, çavuşlar kâtibi var. Sancakları: Oltu, Hıtız, Ardanıç, Cecerek, Ardahan, Poshov, Macahel, Acara, Penek, Pertekrek, Livana, Nısfı-Livana, Şavşad sancakları, yurtluk ve ocaklık olup mülkiyet üzere tasarruf olunur. (s. 321-2)

Yalçın bir peşte üzerinde sengîn abâd bir kal’a-i ferah-abâddır. İki kapusu vardır. Derûn-i kal’ada binyüz kadar bağsız, bağçesiz, toprak ile mestûr evleri vardır. Bir kapusu şarka açılır. Diğeri garba açılır. Yigirmi sekiz mihrâbdır. Yukaru kal’ada Sultan Selim-i Evvel Câmii, kâr-ı kadîm bir mâbed olup toprak ve ciz ile mesturdur. Zaten bu şehirde kurşunlu imaret yokdur. Bu câmi-i latifin minaresi münhedîm olmuşdur. Künbedoğlu Câmii, hâk ile mestûr, minaresiz bir câmidir. Aşağı kal’ada Halilağa Câmii, kâr-ı kadîm, cemaat-i kesîreye mâlik, müferrîh ve dil-küşâ bir câmidir.  Ahali-i vilâyet ehl-i sünnet ve’l-cemaa, mümin ve muvahhid kişiler olmağla evkat-ı hamseden başka, her câmide Kur’an ve sair ulûm tilâvet olunur. Mahsus Dârü’t-tedrîsi, Dârü’l-hadîsi, Dârü’l-kurrâsı yokdur. Lâkin tâlib-i ilmi çokdur. Kal’adan dışarı varoşu dahi gayet mâmur ve âbâdandır.  Deli Mehmed Hanı, Ekmekçi İsaağaoğlu Hanı, meşhur hanlarıdır. Müşebbek bostanları, vâfir, hayrat ve berekâtı mütekâsirdir. Âb-ı rakîki Ude dağlarından beri gelüp bu mezralarını reyyân ederek Azğur Kal’asına gider. Bu kal’adan taşra varoşa handak üzeri cisr ile ubur olunur. Taşra varoşunun dört çevresinde sûru yokdur. Bu varoşda üçyüz mıkdarı dükkânça vardır. Bedestanı yokdur. Âb ü havası biraz şiddet üzere olduğundan ten-dürüst, şecî, namdâr halkı vardır. Hususen vali-i vilâyet Vezîr Sefer Paşa, bir dilâver-i hüner-ver, merd-i meydan olduğu gibi kethudası Derviş Ağa dahi sahib-i kerem er kişi idi. (s. 323-4)

Kızlar Kal’ası dahi Cak nehri kenarında sarp kaya üzerinde lâ-misal bir kal’adır. Altunkal’ası, sengîn bina olup Kızlar Kal’asına üç saat karîbdir. Odorya Kal’ası Ahıska kurbünde sarp ve küçük bir kal’adır. Al Kal’ası, Ahıska kurbündedir. Poshov Kal’ası Ahıska Eyaletinde sancakbeyi tahtıdır. (Buralar) Lala Mustafa Paşanın fethidir.

Şavşad Kal’ası ocaklık tarikiyle hükümetdir. Kadısı yokdur. Ardanıç Kal’ası, Çıldır Eyaletinde sancakbeyi tahtıdır. Avhatcı Kal’ası sancakbeyi tahtıdır. Defder-i Hakanî’de Mahacil (Macahel) yazar, sarp kal’adır. Cağımsan Kal’ası, Çıldır kurbünde sarp kal’dır.

Ahıska’dan Ulgar Yaylası’nı aşup Erzurum cihetine yollandık. (s. 325)

Kaynak : Yunus ZEYREK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here