Eski bir Türk yurdu olan Ahıska bölgesi,1829 Edirne Antlaşması’yla, Ahıskalılara sorulmadan savaş tazminatı karşılığı Çarlık Rusya’sına bırakıldı. Çarlıktan sonra yönetimi ele geçiren Bolşevik Rusya ile yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması’yla Kars, Ardahan ve Artvin anavatan Türkiye’ye avuşurken Ahıska ve Acara, bir daha ihmal edilerek Sovyet Gürcistan’ına terk edildi. Ahıskalılar olarak yıllardır anavatandan ayrı

kalmanın ıstırabıyla yaşıyor, kaybettiğimiz hak,

hürriyet ve topraklarımızı geri alma mücadelesine

devam ediyoruz. Bu şanlı ve kutlu mücadele

sırasında iki defa sürgün ve soykırıma

maruz kaldık. Yapılan haksızlıklar, baskılar ve

asimilasyon politikası, bizleri yoksulluk ve yok

olma noktasına getirdi.

TBMM, Ahıska Türklerinin yaşadığı insanlık

dramını sona erdirmek için 3835 sayılı Ahıska

Türklerinin Türkiye’ye göç ve iskânına dair

kanunu kabul etti. Halkımızın bir kısmı, bunca

yıl elde ettikleri mal, mülk ve evlerini yok fiyatına

satarak ailelerine ve çocuklarına vatan edinmek

için anavatanımız Türkiye’ye göç ederek

muhtelif il ve ilçelere yerleşti. Ne yazık ki öz

Türk vatanında da içinden çıkılmaz bürokratik

engellerle karşı karşıya kaldık. Senelerdir dernekler,

federasyonlar, çeşitli Ahıskalı sivil toplum

kuruluşları tarafından verilen mücadeleye

rağmen sonuç alınamadı. Problemlerin çözümünde

kalıcı bir adım atılamadı. İnsanı canından

bezdiren bu durum çok düşündürücü ve

üzücüdür.

Türkiye’de bugün yaşanan meseleler şunlardır:

1. İkamet tezkeresi: Yabancılar için Türkiye’de

oturma hakkı tanıyan bir belgenin Ahıska

Türklerine verilmemesi bize yapılan en

büyük haklısızlıktır. Çünkü biz hiçbir zaman

Türkiye’ye ve Türk insanına yabancı olmadık.

Ahıska Türkü olduğumuza dair belgeyi

elde etmemiz için, Türk olduğumuzdan dolayı

90 yıldan beri bize zulüm etmiş, soykırıma

uğratmış, eski Sovyet Cumhuriyetlerinden belge

getirmemiz istenmektedir. Onlar da isterlerse

bu belgeyi 100-200 dolar karşılığında veriyorlar

yahut da böyle bir belge vermeyerek

seni kaderinle yüz yüze bırakıyorlar. Bu belge

olmadan ikamet tezkeresi alınamıyor. Hâlbuki

Ahıska Türküne ikamet tezkeresi, ilk geldiği

anda, komisyon oluşturarak hiçbir belge istenmeden

verilmesi gerekir. Çünkü Ahıska Türkü

mazisiyle bunu hak etmiş bir toplumdur, değil

mi?

2. Çalışma izni: Verilen ikamet tezkerelerine,

‘Bu tezkere çalışma hakkı vermez’ diye kırmızı

mühür basılıyor. Sanki Ahıskalı, yabancı

bir ülkeye para kazanmak için gelmiş muamelesi

yapılıyor. Elde ettiği son kuruşuyla anavatanına

ayak basan aileler, çalışamadıkları için

maddî ve manevî açıdan, psikolojik çöküntü

içine giriyorlar. Her zaman namus ve şerefiyle

yaşamış bir Türk toplumu, zorla dilenci durumuna

getiriliyor. Sonra da kurban ve ramazan

bayramlarında birer kilogram et ve birer

poşet gıda yardımı yaparak onurlu insanlarımızın

onuru kırılıyor. Hâlbuki çalışma hakkı tanınmış

olsa benim insanım ekmek parasını da bulur,

evini de yapar ve kimseye de muhtaç olmaz.

3. Vatandaşlık hakları: Yeni vatandaşlık

kanununa göre bir şahsın vatandaş olabilmesi

için, çalışma izni de olmadan aralıksız

Türkiye’de oturma şartı getiriyor. Ahıska Türklerinin

de anavatanı sayılan Türkiye Cumhuriyeti

Devletinde böyle bir uygulamanın bizlere

yapılması kabul edilebilir değildir. Bu topraklar

için kendi yurdunu, yani Ahıska topraklarını,

Rusya’ya terk ederek ve sonradan Türklük

suçlaması ile sürgün ve soykırıma uğramış,

TBMM’nin 3835 sayılı kanununa göre göç

etmiş ailelere vatandaşlık hakkı en geç altı ay

içinde verilmesi gerekir.

4. Emeklilik hakları: Bütün dünyada belli

bir süre çalışmış, belli bir yaştan dolayı insanlara

vatandaşı olduğu ülkenin anayasal

haklarından yararlanarak emekli maaşı bağlanmaktadır.

Ahıskalılar için de Türk vatandaşlığına

kabul edilen 60 yaş üstü bazı yaşlılarımız

maddî ve manevî sıkıntılar içindedirler.

Onlara Türkiye’de emeklilik hakkı tanınmıyor.

Hâlbuki bu insanlar eski Sovyet ülkelerinde

memur veya işçi olmak üzere en az

25-30 yıl çalıştığına dair ellerinde noter onaylı

çalışma belgeleri mevcuttur. Eski Sovyetler

Birliği’nde Ahıskalılarla yaşamış, aynı statüde

çalışmış, 1990 yıllarından sonra anavatanlarına

göç etmiş olan Alman, Rum ve Yahudilerin

ellerindeki belgeler esas alınarak asgarî

ücret hesabıyla 60 yaş üstü vatandaşlarına

emeklilik maaşı verilebiliyor. Türkiye devletimiz

sayıları iki bini geçmeyen ve zor durumda

olan gözü yaşlı insanlarımıza bu hakkı neden

tanımıyor?

Yukarıda ifade ettiğimiz problemler her bir

Ahıskalının bildiği, sonuç aradığı ve senelerdir

bir türlü çözülmeyen ortak dertlerimizdir.

Rusların egemenliği altındaki ülkelerde Ahıska

Türklerinin hayat şartlarının normal olması

mümkün değil.

Büyüklerimize sesleniyoruz! Bu masum insanlarımız

daha ne kadar gözyaşı dökecek?

Türkiye’nin masa başında kaybettiği Ahıska’nın

fatura bedelini yalnız Ahıskalılar mı ödeyecek?

Yapılmış hatalar yüzünden mağdur duruma

düşen Türk milletinin bir parçası olan Ahıska

Türklerinin yukarıda ifade ettiğimiz sorunların

çözüme kavuşması için devletimiz bir an önce

tedbirler almayacak mı?

TBMM’nin 3835 sayılı Ahıska Türklerinin

Türkiye’ye Kabulü ve İskânına Dair Kanun’u

tekrar gündeme getirilmeli ve iskânsız göç etmiş

ailelerin durumu bu kanuna göre düzenlenmelidir.

Diğer taraftan, halkımızın külliyetli çoğunluğu,

eski Sovyet coğrafyasında darmadağınık

olarak yaşamaktadır. Türkiye, Ahıskalıların,

tarihî vatanları Ahıska’ya geri dönmelerinde

öncülük etmeli, maddî ve manevî destek

vermelidir. Avrupa Konseyi desteğine rağmen

Türkiye’nin Tiflis nezdinde üzerine düşen girişimleri

lâyıkıyla yaptığı söylenemez. Bizim vatan

davamız Ankara-Tiflis hattında çözüm

beklemektedir. Herkes bunu böyle bilmeli ve

üzerine düşeni yapmalıdır.

Türkiye, buraya göç etmiş insanlarımıza gereken

fedakârlığı göstermeli, yabancı muamelesi

yapmamalıdır. Çünkü biz özbeöz Türk’üz

ve bu ülkenin eski vatandaşlarıyız. Vatanımızı,

toprağımızı ve bayrağımızı canımızdan çok seven

Türk vatandaşlarıyız.

Dr. İbrahim AGARA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here