Sayın Bakanım, yedinci yaşına giren dergimiz “Bizim Ahıska”, Ahıska, Acara, Artvin, Ardahan ve Güney Kafkasya sahasında ve bilhassa Ahıska Türkleri konusunda çıkan tek periyodik yayın organı olup Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Özbekistan, Rusya, Ukrayna, ABD ve Almanya’ya kadar birçok ülkede okunmakta ve web sayfasından da takip edilmektedir. Ahıska Türkleri konusunda ilk defa bir Dışişleri Bakanına sorular soruyoruz. Bize bu imkânı verdiğiniz için müteşekkiriz. Sorularımız çok hatta belki teferruat sayılabilir. Mamafih biz bu fırsatı bulmuşken konunun enine boyuna konuşulmasını arzu ediyoruz.

Sayın Bakanım, bir Osmanlı eyalet merkezi olan Ahıska, 1828 yılında Ruslar tarafından işgal edildi. Bugün Gürcistan sınırları içinde bulunmaktadır. Bu sebeple Ahıska Türkleri meselesini konuşmadan önce Türkiye-Gürcistan münasebetleri konusunda bilgi verir misiniz?

Sorularınıza cevap vermeye başlamadan önce geçtiğimiz 15 Kasım tarihinde Ahıska Türklerinin atayurtlarından koparılıp dünyanın dört bir yanına dağıtılmalarıyla sonuçlanan zoraki sürgünün başlatılmasının 66. yıldönümünü bir kez daha hüzünle hatırladığımızı söylemek istiyorum. Bu vesileyle, bu acı yolculukta hayatlarını kaybeden binlerce kişinin anısını bıraktıkları derin yarayla birlikte saygıyla anıyoruz. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bölgemizin siyasi coğrafyası tamamen değişmiş ve yeni dinamikler ortaya çıkmıştır. Güney Kafkasya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmaları bölgedeki tarihi ve insanî bağların yeniden tesisi için bir fırsat doğurmuştur. Bildiğiniz gibi hükümetimiz, tüm ülkeler ile ama öncelikle de komşularımızla ilişkilerinin bir bütünleşme anlayışı ile geliştirilmesine ve ikili ilişkilerin gelişmesi ve zenginleşmesiyle ortaya çıkacak yeni durumun bölgesel ve uluslararası işbirliğini güçlendireceğine inanmaktadır. Bu politikamızın başarısı esasen uluslararası toplum tarafından da takdir edilmektedir. Güney Kafkasya’da kapsamlı bir işbirliği ikliminin sağlanması ve sürdürülebilir dengelerin tesis edilmesi, mevcut bölgesel ihtilâflar nedeniyle daha da fazla öncelik taşımaktadır.

Gürcistan ile ilişkilerimize gelince; bu ülkeyle ilişkilerimiz bağımsızlığını kazanmasından itibaren dostluk, işbirliği ve karşılıklı çıkarlar temelinde gelişmektedir. Gürcistan Türkiye’yi, “stratejik ortak” olarak nitelendirmektedir. Gürcistan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına destek vermekteyiz. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum boru hatları ile Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi gibi bölgesel işbirliği projelerini birlikte hayata geçirmiş bulunmaktayız. Gürcistan’ın birinci ticaret ortağı olan Türkiye, tüm yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sıradadır. Batum Havalimanı, Türkiye ve Gürcistan tarafından ortaklaşa kullanılmaktadır. Vizeler karşılıklı olarak kaldırılmıştır. Üçüncü sınır kapısı Çıldır-Aktaş’ında yakın bir gelecekte hizmete girmesi için çalışmalar devam etmektedir. Gürcistan, istikrar ve kalkınmasına önem verdiğimiz ve işbirliğimizi geliştirmek istediğimiz bir komşumuzdur.

Malûmları olduğu üzere 1944 yılında Stalin tarafından sürülen Karaçay, Balkar, Çeçen ve İnguş gibi topluluklar, onun ölümünden sonra vatanlarına döndükleri hâlde Gürcistan niçin ne Sovyetler Birliği zamanında nede sonrasında Ahıskalıları vatana bırakmamakta ısrarlı olmuştur?

Ahıska Türklerinin kolektif hafızasından silinmesi mümkün olmayan acılarını bir nebze telafi edecek yol, isteyen Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönmelerine yardımcı olunmasıdır. Ahıska Türklerinin vatanlarına dönmelerine bugüne kadar neden imkân verilmediği sorusunu sormaktan ziyade, dönüş sürecinin bir an evvel nasıl tamamlanacağını tartışmak daha doğru olacaktır. Bağımsızlığını kazanmasından sonra Gürcistan’ın karşı karşıya kaldığı sorunları göz ardı edemeyiz. Abhazya ve Güney Osetya ihtilafları nedeniyle yerlerinden edilen kişilerin Gürcistan’ın üzerindeki külfeti daha da ağırlaştırdığını da göz ardı edemeyiz. Ancak bu sorunların hiçbiri Ahıska Türklerinin vatanlarına dönüşünü engellemek veya geciktirmek için gerekçe olamaz. Ahıska Türklerinin geri dönecekleri yerler, tarihî yerleşim yerleridir. Aksi taktirde geri dönüşün bir manası kalmayacaktır. Türkiye ve uluslararası toplum geri dönüş sürecinde Gürcistan’a her türlü desteği vermeye hazırdır.

Gürcistan Hükümetinin çıkardığı kanun, sürgün halkın adını anmaması, çok belge istemesi ve dönüş yerinin açıkça belirtilmemesi gibi sebeplerden dolayı halkımızı tatmin etmemiştir. Bundan dolayı da vatana dönmek için müracaat edenlerin sayısı beklendiği kadar olmamıştır. Biz öteden beri bir heyetin Ahıskalılar arasında dönüşü teşvik eden çalışma yapılmasını arzu ediyorduk, fakat bu arzumuzu hayata geçiremedik. Bu konuda siz neler söylersiniz?

Geri dönüş yasasındaki olumsuzluklar ve başvuru sürecini menfî etkileyebilecek hususlar Türkiye ve uluslararası toplum tarafından sıklıkla Gürcistan makamlarının dikkatine getirilmiştir. Girişimlerimizin de etkisiyle Gürcistan Parlamentosunca geri dönüş yasasındaki başvuru süreleri, sonuncusu 1 Ocak 2010 tarihine kadar olmak üzere iki kez uzatılmıştır. Gürcistan’ın uygulamayı etkin ve iyi niyetle hayata geçirmesiyle bu sorunun süratle gündemden düşeceğine inanıyoruz. Gürcistan yönetiminin bu konuda sergilediği siyasî iradenin uygulamaya yansımasını bekliyoruz.

Vatana dönmek için Gürcistan makamlarına müracaat edenlerle ilgili kesin rakamlar var mı? Gürcistan, 2009 yılı sonu itibariyle vatana dönüş müracaatlarını kapatmış, 2010 yılı boyunca da vaki müracaatları değerlendireceğini bildirmiştir. 2010 yılının sonuna geldiğimiz bugünlerde Gürcistan’ın müracaatlarla ilgili ne gibi çalışmalar yaptığı hususunda malûmatınız var mı? Varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

1 Ocak 2010 tarihi itibariyle Gürcistan makamlarına yapılan ve halen değerlendirme aşamasında yaklaşık 6000 başvurunun toplam 10.000 kişiyi kapsadığı değerlendirilmektedir. Kesin rakam, başvuruların incelenmesinden sonra ortaya çıkacaktır. Bu rakam küçük bir rakamdır. 10.000 Ahıska Türkünün vatanlarına dönüşünün süratle gerçekleşmesi mümkündür. Bu konuyu yakından takip etmekteyiz. Başvuru dosyalarının inceleme süreci devam etmektedir.

SSCB’nin varisi olan Rusya’nın Ahıska Türkleri ile ilgili bir gündemi yahut bir faaliyeti var mı? Rusya Federasyonu’nda yaşayan Ahıska Türklerinin bir kısmı ABD’ye gitti. Bu göç ve kabulün sebepleri konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Rusya’da yaşayan Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönüşlerine yardımcı olunmasını Rusya için de manevî bir yükümlülük olarak görmekteyiz. Ancak Rusya’daki Ahıska Türklerinin geri dönüş konusunda fazla istekli olmadıkları anlaşılıyor.

Sovyetler Birliği yönetiminin, Haziran 1989’da yaşanan Fergana olaylarından sonra, Özbekistan’daki 18.000 kadar Ahıska Türkü’nün Rusya’daki 6 bölgeye naklettiğini biliyorsunuz. Rusya’ya resmen nakledilenler dışında Özbekistan’dan Rusya’nın Rostov, Stavropol ve Krasnodar gibi eyaletlerine kendi imkânlarıyla yerleşen Ahıska Türklerine yerel yönetimler tarafından oturma izni verilmemiştir. Buna rağmen Ahıska Türkleri bu bölgelerdeki varlıklarını sürdürmüş, bir kısmı ikametlerini yasal statüye kavuşturabilmiştir.

Bildiğiniz gibi, ABD her yıl belirli miktarlarda göçmen kabul etmektedir. ABD, 2004-2005 döneminde yürütülen bir projeyle, RF’nin Krasnodar bölgesindeki Ahıska Türklerinden bir bölümünü göçmen statüsünde kabul etmiştir. ABD’nin Ahıska Türklerine göç izni verirken dikkate aldığı kıstaslardan biri de Krasnodar bölgesindeki Ahıska Türklerinin geçmişlerinde yaşadıkları baskılar ve sorunlar nedeniyle dünyada en zor durumda olan etnik gruplar arasında yer almasıdır. Ahıska Türklerinin acı tarihi, Ahıska Türklerinin çalışkanlıkları ve azimleri sayesinde gittikleri yerlere uyum sağlayabildiklerini ve kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürebildiklerini göstermiştir. ABD’nin göç politikalarında bu hususun önemli olduğunu da değerlendirmek mümkündür.

Ahıska Türkleri, Türk hükümetinin kendileriyle ilgilendiğinden asla şüphe etmemektedirler. Yalnız bunun daha kuvvetli ve sonuç getirici olmasını arzu etmektedirler. Buna bağlı olarak Türkiye’de kuvvetli bir Gürcistan lobisinin faaliyette olduğunu düşünmektedirler. Bu sebeple kendi meselelerinin medya ve siyasette lâyıkıyla gündeme gelmediğini; hatta bu yüzden kamuoyunun bu konuyu hâlâ yeteri kadar öğrenemediğini söylüyorlar. Meselâ 20 seneden beri şu veya bu şekilde ilgi alanımıza girmiş olan Ahıska Türkleri meselesiyle ilgili bir TRT yapımı yoktur. Herhangi bir milletin böyle bir meselesi olsaydı bunun uluslararası siyasete yansıması nasıl olurdu? Biraz dağınık oldu ama bu hususta bir değerlendirme yapar mısınız?

Öncelikle bana Ahıska Türkleri adına yaptıklarımızı anlatmak üzere böyle bir fırsat sunduğunuz için içten teşekkür ederim. Bir hususu çok net bir şekilde ortaya koymak istiyorum. Türkiye, başından beri Ahıska Türklerinin ata topraklarına dönüşlerini sağlayacak çalışmalara öncülük etmiş, destek vermiş ve bu çerçevede Gürcü makamları ve Avrupa Konseyi yetkilileriyle sürekli temas halinde olmuştur.

Ahıska Türklerinin ata yurtlarına geri dönüşleri konusu Gürcistan ile ilişkilerimizin ve Güney Kafkasya’ya yönelik temel siyasetimizin öncelikleri arasında bulunmaktadır. Bugünlerde devraldığımız Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığımız sırasında da bu konunun yakın takipçisi olmaya devam edeceğimizden emin olabilirsiniz. Geri dönüşün siyasi veçhesinin yanı sıra ve daha da önemlisi, insanî ve vicdanî boyutu olduğu düşüncesinden hareketle uluslararası camianın bu konuya ilgisinin artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Nisan 1999’da Avrupa Konseyi’ne üye olan Gürcistan’ın, üyelik yükümlülükleri arasına Ahıska Türklerinin geri dönüşü de dâhil edilmiştir.

Uluslararası camiadan gelen baskılara rağmen Gürcistan, uzun süre iç meseleleri nedeniyle Ahıska Türklerinin anavatanlarına dönüşlerini sağlayacak yasal çerçevenin en önemli ayağını oluşturan dönüş yasasının çıkmasını ertelemiş olmakla birlikte, 2007 yılında bir yasa kabul etmiştir. Dönüş yasası, Ahıska Türklerinin tam olarak tatmin etmemiştir. Ancak bu yasa anavatana dönüşe imkân sağlayacak olması bakımından önemli bir gelişme olmuştur.

Ahıska Türkleri konusunda hatırladığım kadarıyla TRT’nin bir belgeseli var. Ancak konuya atfettiğimiz önemin yeterince kamuoyuna yansımadığı konusunda görüşünüzü ben de paylaşıyorum. Fakat Ahıska Türklerinin seslerini duyurmalarını engelleyen herhangi bir lobi olduğu düşüncesine katılmıyorum. Aksine, Ahıska Türklerinin ülkemizdeki güçlü bir örgütlenmeye sahip olduklarını düşünüyorum. Nitekim Ahıska Türkleri, örgütleri vasıtasıyla talep ve sıkıntılarını ülkemizdeki her düzeyde dile getirebilmektedir.

Gürcistan yöneticileri resmî görüşmelerde meseleye olumlu yaklaşsalar da basın yayın organlarında çıkan yazılarda bunun aksini görüyoruz. Meselâ bazıları Ahıskalıların Osmanlılar tarafından Türkleştirildiğini, Gürcistan’a ancak Gürcüyüm diyerek gelebileceklerini yazmaktadırlar. Bu düşüncenin resmiyette de kabul gördüğünden olacak ki onlar Ahıska’ya bırakılmamaktadır. Diğer yerlere nazaran Ahıska’da daha baskıcı olan uygulamalar sonucu bugüne kadar buraya gelmiş olan 30-40 aileden 6’sı Azerbaycan’a geri dönmüştür. Bu konuda Gürcistan yetkilileriyle bir temasınız olmuş mu/olabilir mi?

Gürcistan makamları ile bu konuda yakın temas içinde olduğumuzu söylemek istiyorum. Esasen, şimdiye kadar bulundukları ülkelerin toplumsal, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamına en iyi şekilde uyum sağlayan Ahıska Türklerinin, ata topraklarına aidiyet duygusu ile doğal olarak vatanlarına sahip çıkacakları ve uyum konusunda başarılı olacakları aşikârdır. Ahıska Türklerinin yaratacakları artı değerin muhakkak ki, Gürcistan toplumuna pozitif yansımaları olacaktır.

Diğer taraftan, Gürcistan’ın bu konuda üstlendiği uluslararası yükümlülüğü yerine getirme yönünde bugüne dek attığı olumlu adımlar memnuniyetle karşılamaktayız. Ahıska Türklerinin endişelerinin bertaraf edilmesi ve geri dönüş sürecinin başarıyla tamamlanması öncelikle Gürcistan’a uluslararası alanda itibar kazandıracaktır. Ahıska Türklerinin geri dönüşleri konusunda taşıdıkları hissiyatı ve bu insanî trajediyi en iyi anlayacak ve en doğru çözüm yöntemlerini uygulamaya koyabilecek ülke yine Gürcistan’dır. Zira Gürcistan yönetimi, Abhazya ve Güney Osetya sorunu nedeniyle, evlerini terk etmek zorunda kalan insanların yaşadığı trajedilere tanıklık etmiş bir ülkedir. İnsanî boyutu öncelik taşıyan Ahıska Türklerinin kaderine Gürcistan’ın kayıtsız kalması düşünülemez.

Türkiye ve uluslararası toplumun geri dönüş sürecinin maliyetini paylaşmaya hazır olduğu bir ortamda, Gürcistan’ın sorunu bir an önce çözeceğine inanıyoruz.

Gürcistan, sürgün ahaliyi Ahıska’ya değil de başka yerlere iskân etme kararındadır. Uygulamalarından da bu anlaşılıyor. Meselâ bugün kanunları cevaz verdiği hâlde Ahıska’da Türklere mülk satışını durdurmuştur. Oradaki Ermenilerin taşınmazlarını Türklere satmasına müsaade etmemektedir. Dönüşleri 2011 yılında kabul edeceğine söz vermiş olan Gürcistan, Ahıska’yı Ahıskalılara kapatırsa Türkiye’nin tavrı ne olur?

Ahıska Türklerinin anavatanı Gürcistan’ın Ahıska bölgesidir. Bölge, 1578 yılında Ahıska merkezli “Çıldır Eyaleti” şeklinde Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Ahıska Türklerinin anavatanı, 1829 Edirne Barış Antlaşması’yla Rusya’ya bırakılmıştır. Gelinen aşamada Ahıska Türklerine, 1944 yılında göç ettirildikleri, bugünkü Gürcistan’daki “Ata topraklarına” geri dönme hakkı tanınması insanî bir mesele olmaktan çıkmış aynı zamanda uluslararası bir mesele haline de gelmiştir. Çünkü Stalin döneminde zorunlu göçe maruz bırakılıp da, o tarihten bu yana tam 66 yıldır anavatanlarına dönememiş tek etnik grup Ahıska Türkleridir.

Görüleceği üzere Ahıska Türklerinin bugünkü nüfusu dikkate alındığında, geri dönüş başvurusunda bulunanların sayısının esasen sembolik olduğunu bile söyleyebiliriz. Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönüşü Gürcistan ile ilişkilerimizin öncelikli konuları arasındadır. Gürcistan’ın taahhütlerine sadık kalacağına inanıyoruz.

Ahıskalılar Türkiye’yi arkalarında görmek istiyorlar. Zira onlar kendilerinin Türkiye’nin tarihî ve tabii vatandaşı olarak görüyorlar. İyimser bir tahminle Ahıska Türklerinin vatana döndüğü zamana yönelik Türkiye’nin onlarla ilgili ne gibi plân ve projeleri var?

Yıllarca ata topraklarından ayrı yaşayan, çektikleri derin ıstıraba rağmen mağrur bir şekilde mücadeleye devam eden Ahıskalı kardeşlerimizin her zaman arkasındayız. Bu vesileyle Türkiye’nin, Ahıska Türklerinin ata topraklarına dönüşlerini sağlayacak çalışmalara en aktif şekilde verdiği desteğin geri dönüş sürecinin sorunsuz ve sancısız bir şekilde tamamlanmasına yönelik olarak devam edeceğini dile getirmek isterim.

Ahıska bölgesinin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla konut inşasından, istihdam ve eğitim imkânları yaratılmasına kadar hâlihazırda bölgede yaşayan yerel halkın da istifade edebileceği çeşitli projeler öngörebiliriz. Gürcistan makamlarıyla işbirliği içerisinde bu projeleri hayata geçirmek için dönecek nüfusun sayısının ve profilinin ortaya çıkmasını bekliyoruz.

Malûmları olduğu üzere Kırgızistan’da sosyal düzen oradaki Ahıskalılara güven vermemektedir. Diğer taraftan Gürcistan, vatana dönüş müracaatlarını 2009 yılı sonu itibariyle kapamıştır. Kırgızistan’daki Ahıskalıların vatana dönüşleri için Gürcistan’la yeni bir görüşme söz konusu olabilir mi?

Bildiğimiz kadarıyla esasen Kırgızistan’dan sınırlı sayıda başvuru yapılmıştır. Müracaat süresi 1 Ocak 2010 tarihinde sona ermiştir. Ancak Gürcistan’a dönmek isteyen Ahıska Türklerinin Gürcistan’a münferit olarak başvurmaları mümkündür. Bireysel başvuruların kolaylaştırılmasını da Gürcistan’dan beklemekteyiz.

Türkiye-Gürcistan sınırında Ahıska’ya açılan Türkgözü kapısının Gürcü tarafındaki beş altı km’lik yol bir patikadan ibarettir. Ahıskalılar bunu, Gürcü tarafının Ahıska’da Türk görmek istememesine bağlamaktadırlar. Bu hususta siz ne dersiniz?

Ahıska Türklerinin en kolay uyum sağlayacakları ve en kısa sürede kalkınmasına katkıda bulunacakları bölge kendi ana yurtlarıdır. Gürcistan makamlarının da bunun farkında olduğunu düşünüyorum. Geri dönüşler başladıktan sonra bu bölgelere yönelik Gürcistan makamlarıyla ortak çalışmalarımız olacaktır.

Sayın Bakanım, sorularımızdan da anlaşılacağı üzere ortada bir güven problemi var. Yani Gürcistan ve Ahıska Türkleri arasında, biri bir devlet, diğeri mazlum bir teba olmak üzere dengeli olmayan bir güvensizlik… Bir güven ortamı meydana getirmek için ne yapmalı?

Gürcistan’ın Ahıskalıların geri dönüşünden kendi çıkarları açısından çekinmesini gerektirecek bir husus yok. Gürcistan’ın şimdiden Ahıska Türkleri ile yapıcı bir diyalog geliştirmesi elbette ki bu ülkenin toplumsal yararına hizmet edecek ve geri dönenlerin Gürcistan toplumuna uyumlarını kolaylaştırıcı bir etki yapacaktır. Ahıska Türklerinin ata yurtlarına geri dönüşü, Türkiye-Gürcistan ilişkilerini de güçlendirecektir.

Ahıska’da Türk tarihî eserleri, bilhassa Ahmediye Camiinin onarımıyla ilgili yayınımız Kültür Bakanlığı nezdinde kaale alınmamaktadır. Bu hususta Zatıâlilerinin bir girişimi olur mu?

Ahmediye Camisinin ülkemiz tarafından restore edilmesi Gürcistan ile taşınmaz kültür varlıklarının karşılıklı restorasyonuna ilişkin olarak hazırlanan protokolün imzalanmasıyla mümkün hâle gelebilecektir. Protokolünen kısa zamanda imzalanması için devam eden müzakerelerimizin yakında sonuçlanacağına inanıyorum.

Sayın Bakanım, son olarak sizin Ahıska Türklerine vermek istediğiniz mesaj var mı?

Sözlerime son verirken, Türkiye’nin Ahıska Türklerine desteğinin tam olduğunu bir kez daha kararlılıkla ve açıklıkla dile getirmek istiyorum. Ahıska Türklerinin Gürcistan’a geri dönüşünün Ahıska ulusal kimliğinin yaşatılması açısından hayatî önem taşıdığını biliyor ve bu haklı davada Ahıska Türklerinin yanında yerimizi alıyoruz.

Yunus ZEYREK
Bizim Ahıska Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here