Geçtiğimiz günlerde Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek yakınlarındaki Mayevka köyünde çıkan olaylarda direkt Ahıska Türkleri hedef alınmış, 80 ev yakılmış ve 5 cana kıyılmıştır. Bir çok Ahıskalı kandaşımız ve akramabız ise yaralanmıştır.

Köyde yaşayan Ruslar ise kapılarına “Biz Rusuz, Bu ev Rus evidir” şeklindeki yazılarla evlerini ve canlarını saldırılardan koruduğu haberleri bizlere ulaştı. Peki, Ahıskalıların günahı neydi? Çok çalışmak mı? Köyü zenginleştirmek mi? Neden bir grup çapulcu Ahıskalıların evine göz dikmişti acaba?..

Aslında bu konuyu derinlemesine ele almak gerekiyor.

Elbette bu tür olaylar karşısında soğukkanlı ve aklıselim davranmak gerekiyor. Ancak Ahısklıların tepkilerinin ortaya koyması gayet doğaldır. Aşırıya gitmeden kırıp, dökmeden, şiddete şiddetle karşılık vermeden değil sadece Türkiye, Kırgızistan tüm dünya kamuoyunu harekete geçirmek gerekir. Şuna inanıyoruz ki bu vahim saldırı karşısında hem Kırgız hem de Türkiye Cumhuriyetimizin yetkili mercileri gerekli tepkiyi zamanında ve yerinde ortaya koyarak gerekeni yaptılar. Yapılanlar ve alınan önlemler Ahıska Türklerini tatmin etmemiştir. Kırgızistan’ının Mayevka köyündeki Ahıskalılar ve diğer ülkelerde aynı kaderi paylaşan ve aynı şartlarda yaşayan Ahıska Türkleri diken üzerinde oturmaktadırlar. Tedirginlerdir, her an saldırıya maruz kalacakları korkusu içindedirler.

Türkiye’de oturup ahkâm kesmek çok kolaydır. Hele bu tür olaylara maruz kalmamış kişiler o korkuyu ve acıyı anlamamız elbette mümkün değildir. Ancak şunu da ifade etmem gerekir ki biz Ahıska göçmenleri uzaklarda da olsak, akrabalarımızın başına gelen bir münferit olay bile bizi etkiliyor. Bu nedenle Kırgızistan’dan esen tipi dünyadaki Ahıskalıları üşütmüştür. Aşırıya kaçmadan, şiddet içermeyen, Ahıskalıların gösterdiği her tepki normal karşılanmalıdır…

Neden Ahıska Türkleri hedef alınıyor?

Ahıska Türklerinin maruz kaldığı  bu ve bundan önceki olayları incelediğimizde karşımıza 1957 yılından beri vatana dönüş mücadelesi veren Ahıskalıların ne denli haklı olduğunu ortaya çıkmaktadır.

Tüm Ahıskalıların önde gelenleriyle telefonlarla görüştüğümüzde söylenen ortak söz “Biz valizimizi toplamış, diken üstünde oturuyoruz” yani hepsinin hedefi yıllar önce başlattıkları vatana geri dönüş mücadelesidir.

Vatan, 1944 yılında haksız yere ellerinden malları, mülkleri ve toprakları alınan Ahıska’dır. Yıllarca dönmek için hayal ettikleri vatan Ahıskadır…

Vatanlarından sürülen Ahıskalı  akrabalarımız yıllardır vatansız yaşamanın ezikliği ile gittikleri toprakları işlemiş, çalışmış, çabalamış kendilerine yuva kurmuşlardır. Kurdukları yuvalarına şimdi oradaki yerel halk içinde saklı çeteler göz dikmiştir. 1989 yılında Fergana’da başlayan ve bedava evlere, mala, mülke sahip olma hevesi yerel çetelerin iştahını kabartmış olacak ki, hafif bir otorite boşluğu bulduğunda harekete geçiyorlar. İşte Meyevka’da aslında bu olmuştur.

Bu vahim olay karşısında Türkiye’den yapılan sağduyu çağrıları yerinde olduğu kadar aşırıya kaçılmadan ortaya koyulan tepkilerde o kadar yerindedir. Hatta yetersizdir. Bu tepkileri demokratik çerçevede dünya kamuoyu önüne taşınarak sürekli gündemde tutulması gerekir. Böylece Gürcistan’da 2007 yılında çıkarılan yasanın bir an önce çıkarılacak yönetmenliklerle Ahıska Türkünün lehine dönüştürülerek uygulanmaya konulması elzemdir.

Ancak bu şekilde 1957 yılında başlatılan ve halen devam eden vatana dönüş süreci başarıya ulaşacaktır. Böylece geçmişte bu uğurda canlarını feda eden ve hayatlarını  vatana dönüş yoluna adamış binlerce Ahıska Türkünün ruhları şad olacak, yattıkları yerde rahat edeceklerdir.

Böylece vatansız olarak sürgünde yaşayan Ahıska Türklerine haksız yere saldırıların da sonuna gelinmiş olacaktır.

Birlik olmanın tam zamanıdır

1992 yılından beri Türkiye’ye göç ederek gelip yerleşen ve Demokratik kuralları değerlendirerek sivil toplum örgütlerini kuran Ahıskalılar başta Bursa olmak üzere birçok kentte kurdukları derneklerle birbirlerine rakip çıkıp bölünmelere halkın kamplaşmasına sebep olmuşlardır. Bu halka hizmet etmekten ziyade halkı bölmüş ve gücünü azaltmıştır. Bu görüş artık benim, senin veya herhangi birinin değil 2004 yılında dönemin yurtdışı Türklerden sorumlu devlet bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Kürsüsünden açıkladığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi görüşüdür.

(http://www.youtube.com/watch?v=837WK_syeEM Bu adresten girerek bakanımızın kendi ağzından sözlerine dikkati çekelim.)

Sadece bu konuyu inceleyerek Türkiye’de yaşayan Ahıska Türklerinin vahametini ortaya koyması

Bakımından önemli olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren Ahıska derneklerin başkan ve yöneticilerinin de şapkalarını çıkararak önlerine koyup düşünmelerinin tam zamanıdır. Artık birliktelik yönünde adım atmaları gerekmektedir. Aksi halde tarihi sorumluluklarının ağır olduğunu ve gelecekte bu vebalin altından kalkamayacaklarını buradan dostça bir uyarı yapma görevini kendimde görüyorum.

Sonuçta karar kendilerinindir…

Burhan ÖZKOŞAR

TEILEN
Önceki İçerikTOPRAĞIN SABRI
Sonraki İçerikSÜRGÜN AHISKA TÜRKLERİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here